04 Eylül 2011 tarihinde tarafından gönderildi. 0 görüş

gıdaların kütüphanesini oluşturmak nispeten yavaş ve zahmetli bir çabanın sonucuydu. bunun nedeni her bir gıdanın belli sayıda gönüllü üzerinde denenmesi ve her bir gönüllünün çeşitli defalar testten geçirilmesi gerekmesiydi. temel adımlar aynıdır. sağlıklı bir gönüllü gece hiçbir şey yemez. ertesi sabah 50 gram glikoz içeren bir bardak su içer (ya da alterna tif olarak 50 gram beyaz ekmek yer).

sonraki iki saat içinde, gl koz ve insülin düzeylerindeki artış ve düşüşleri ölçmek için düzenli aralıklarla kan örnekleri alınır. bir başka gün, aynı gönüllü 50 gram alacak şekilde test edilen gıdadan —pişmiş patates, tam tahıllı ekmek, kivi, dondurma vb.— yeterli miktarda yer ve iki saat daha kan örneklerinin alınması için bekler.

o bi rey için o gıdanın glisemik indeksi, kişinin kan şekerinin söz konusu besine tepkisinin saf glikoz ya da beyaz ekmeğe tepkisine bölünmesiyle hesaplanır. o halde tablolardaki rakamlar bu yüz deleri temsil etmektedir. örneğin siyah taneli fasulyenin glisemik indeksi 30′dur. bu, kan şekerini saf glikoza oranla sadece yüzde 30 artırdığı anlamına gelir.

herkesin gıdaları hazmetmesi ve glikoza tepkisi biraz farklı olduğundan, tablolarda yayımlanan glisemik indeks genellikle sekiz ya da on gönüllünün ortalamasıdır.

bir gıdanın glisemik indeksi elinizde olduğunda glisemik yükü hesaplamak kolaydır. hesaplanırken, glisemik indeks tüketilen karbonhidrat miktarıyla çarpılır. bir kantalup kavununun dörtte birinin glisemik indeksi 65′tir ve 5,6 gram karbonhidrat içerir, o halde glisemik yükü yaklaşık 3,7 (yüzde 65 çarpı 5,6) olacaktır. glisemik endeksi 74 olan ve 20 gram kar bonhidrat içeren bir patatesten yapılan pürenin glisemik yükü 1 5 olacaktır.

görüşünüzü belirtin!