23 Temmuz 2011 tarihinde tarafından gönderildi. 0 görüş

gazete ve radyo reklamlarından etkilenmiş ve durumlarından kaygı duyan hastalar, sağlığın kutular içinde eczanede satıldığını düşünüyor. bu insanlar sağlığın yalnızca doğanın kesin ve belirli kurallarına uymakla elde edilebileceğini ya hiç bilmiyor ya da unutuyorlar.
örnekler sayısızdır. hamilelikleri sırasında thalidomide adlı sakinleştiriciyi kullandıkları için çocukları kötürüm, kolsuz ve bacaksız doğan anneleri unutmak olası mı?

niçin bu kadar kadın thalidomide kullandı ve bu ilacı başka hamile dostlarına da salık verdi? çünkü bu ilaç hamilelik sırasında görülen ve tamamen doğal olan kimi ağrıları dindiriyordu. doğa, hamileliğin ilk zamanlarında (ceninin) sözcüğün kimyasal anlamıyla tertemiz bir ortamda gelişmesini sağlayabilmek amacıyla ciddi çabalar harcar.çalışmaların, anne adayının vücudunun bu temizlik sürecini kolaylaştırmak için zehirlerin büyük bölümünü ciğer yoluyla öd biçiminde attığını kanıtladı. işte bu temizlik harekâtının yan etkileri (kusma, yorgunluk, sinirlilik, hazımsızlık, başağrıları) hamileliğin belirtilerini oluşturur.bir çok kadın bu rahatsızlıkları giderebilecek mucizevi bir ilaç olarak ‘e sarıldı. ayrıca hamilelik sırasında zayıflama hapı kullanmak sakıncalıdır.

hamileliklerinin ilk zamanlarındaki ağrılarını hafifletmek isteyen kadınların bu istekleri oldukça trajik sonuçlar doğurdu. eğer bir ilaç moda olmuşsa tehlike alanı daha da genişler. buna sakinleştiricilerin moda olması çarpıcı bir örnektir. önceleri çok yaygın olmasa bile çocuk raşitizmine karşı ilaç olarak kullanılırdı.

içlerinde kendi öz çocuklarım ve torunlarımın da bulunduğu binlerce çocuğun doğumuna katıldığım halde hiç bir zaman balık yağına başvurmadım. buna karşılık bebekler, önceleri süt ve üzüm şekeri, altı aylıktan sonra da meyve sebze rejimiyle son derece sağlıklı geliştiler.

balık yağı kuramı, daha sonra dev yapıtından bahsetme fırsatı bulabileceğim dr. francis f. pottenger jr.’nin gözlem ve deneyleri sonucu çürütüldü. dr. francis pişmiş et rejiminin etoburlara yaramadığını kanıtlamak amacıyla yaptığı deneyler sırasında, bu şekilde beslenen bir kedinin hızla raşitik olduğunu gördü. bu durumdaki hayvana klasik ilaç olan balık yağı daha yüksek dozlarda verildi. sonuç olumsuzdu: kediler raşitik kalıyor ve sindirimde bozuluk gibi yeni arızalar ortaya çıkıyordu. balık yağı yalnızca sindirim sistemini bozmakla kalmıyor, aynı zamanda tiroid bezlerine, kalbe ve ciğerlere zarar veriyordu. buna rağmen günümüzde bile birçok iyi niyetli anne bu iğrenç yağı yutması için çocuklarına baskı yapıyorlar.

görüşünüzü belirtin!